

| Yok. |
| Yahoo | Googlebot | ||
| Yandex |
| abrek2000 | ayana | ||
| CHETEJ | güler | ||
| ibrahim ballı | JANEPŞAŞE | ||
| marsan merve | MEZIHA | ||
| moran | muhammedali | ||
| orbaz | samisönmez | ||
| sextizer | sibelari | ||
| sinef | timaf07 | ||
| tzabal | vikcy | ||
| zehrad | Zonguros |
| Demokrasi İçin Çerkes Girişimi Hakkında Düşünceniz? |

Pshu (Rusça: Псху), 1864 yılına değin Çerkesya'da yaşamış bir Abaza (Abazin) dağ topluluğu. Karadeniz'e dökülen Bzıb Irmağının yukarı bölümünde yaşıyorlardı. Pshular, Aibga ve Ahçipsovlar gibi, Cigetlerin bir kolu sayılıyorlardı. Mayıs 1864 başlarında, üstün Rus birlikleri karşısında topraklarını terk etmek ve Adıge sürgünü kapsamında Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmışlardır.
1864'te Osmanlı topraklarına sürülme biçiminde gönderilen Pshuların 4 bin dolayında olduğu sanılmaktadır. Pshu nüfusundan boşaltılan yöre bir süre boş tutulduktan sonra, 1867'de Grek (Rum) yerleşimine tahsis edildi, ancak 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Grek (Rum) yerleşimciler de Osmanlı topraklarına sürüldüler ve Rumların yerini, devletçe korunan ve desteklenen Rus yerleşimciler aldılar.
1864 sürgününde Kuzey Kafkasya’dan Anadolu'ya yerleşen Hakhurat sülalesine mensup olarak 1934’te Afyon’a bağlı Yapağlı Köyü’nde doğdu. 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'ni bitirerek çeşitli yerlerde görev aldı. Orman Genel Müdür Yardımcılığı ve Orman Köy İşleri Genel Müdürlüğü yaptı. Öğrencilik yıllarından itibaren cemiyet ve yazı faaliyetlerine başladı. İstanbul’daki "Kafkas Kültür Derneği", "Kuzey Kafkasyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği", "Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı" ve Ankara’daki "Kuzey Kafkasya Kültür Derneği", “Birleşik Kafkasya Konseyi Derneği”nin çalışmalarına iştirak etti. Kuzey Kafkasya diasporasının en etkin kişiliklerinden biri olarak Birleşik Kafkasya, Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi, Kafkasya Kültürel Dergi gibi yayın organlarında makale ve hikayelerini yayınladı. 25 Şubat 2003 Salı günü tedavi gördüğü Gazi Üniversitesi Hastanesi'nde yaşamını yitirdi ve 26 Şubat 2003’te Ankara Kocatepe Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Yapağlı Köyü’nde defnedildi.144 yıllık büyük hüzün
Yüz yıllarca savaşlara ve saldırılara maruz kalan Kafkas halkı, 144 yıl önce topraklarını terk ederek Osmanlı’ya sığındı. Onlar şimdi Türkiye’de mutlu ama, yine de “Ah vatanım” diyor.
TERCÜMAN, sürgün ve soykırımlarla büyük acılar çekmiş insanların vatanı olan “Kafkasya” dosyasını açıyor. Türkiye’de Kafkasya ile ilgili etnik adlandırmalar hala tam olarak yerine oturmuş değil. Kafkasya ile ilgili adlandırma sorununun çözümü için uzmanlar, “Dil sorunu olmaktan öte, bir tanımlama sorunu olan terminolojinin tartışılması ve ortak bir fikrin oluşması gerekir” görüşünde birleşiyor.
Büyük sürgün
Kaf Dağı, insanlık tarihinin en eski, en köklü, en bilinen coğrafyası, hemen tüm dünya dillerinde, tüm dünya masallarında, destanlarında yer alan bu coğrafya, Çerkes halklarının anayurdudur. Bu topraklar bundan 144 yıl önce tarihte eşi benzeri görülmemiş bir sürgüne mecbur bırakıldılar. Bu büyük sürgünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen, Çerkeslerin gözü de gönlü de hala Kaf Dağı’nın ardındadır. Anavatandan ayrılmalar 1856 yılından itibaren başladı Çerkesler için... 21 Mayıs 1865 tarihinden sonra ise daha da şiddetlendi. Kafkaslarda 1860’lı yıllarda 4 milyon olan Kafkaslı nüfusu, tarih 1897’yi gösterdiğinde 1 milyon 660 bine kadar inmişti... Anayurtlarından kopmaya zorlanan Çerkesler, Çarlık Rusya’nın uyguladığı sömürgeleştirme ve sürgün politikalarına çok fazla direnemediler. Kafkas-Rus Savaşı sonrasında, Çar tarafından Çerkeslerin yüzde 80’i sürgüne tabi tutuldu ve anayurtlarını terk etmek zorunda bırakıldı.
Bu günkü Türk Basınının temeli ve yeni cumhuriyetin sesi olan Anadolu Ajansının Şimali Kafkasya hükümeti tarafından Şark Cephesi kumandanı Kazım Karabekir Paşaya gönderilen 45 000 Liranın 8 000 lirası ile kurulduğunu...
Adigelerin kuzey Kafkasya için Uedışe (altın bahçe) ismini kullandıklarını, Uedışe olarak anılan bölgenin batıda Karadeniz, doğuda Hazar denizi, güneyde Terek nehri, kuzeyde ise don nehri ile çevrili bulunan bölge olduğunu ve bir zamanlar tüm bu toprakların adige vatanı olduğunu...
Ünlü Adige Ozanı Paş|e Beçmırze'nin 60 yaşındann sonra okuma yazma öğrendiğini ve kendi oluşturduğu arap harfli adige alfabesi ile eserlerini yazdığını...
Erzurum Kongresi'ne katılan delegelerden; Hüseyin Rauf Orbay(Abaza), Bekir Sami Kunduk (Asetin), Ibrahim Süreyya Yigit (Abaza), Muzaffer Kılıç(Abaza), Rize Delegesi Avukat Hakkı Bey (Abaza), Suşehri Delegesi Ismail Hakkı Bey(Çeçen), Bekir Kubat(Asetin), Osman Nuri Tufan(Dağıstanlı), olduğunu...
Adığe halkının, tarih özgürlüğünün değeri ve anlamı nedir? Yaşadığımız dünya neyi öğretti Adığelere? Adığelerin temel eğilimleri nelerdir? Geçmişte ve şu anda karşılaştıkları sorunlar neler olmuştur? Çözümleri nelerdir? Kimdirler, nereden gelip nereye gitmek ne yapmak istiyorlar? Eski ve yeni değerleri nelerdir? Adığe tarih bilinci yeterince biliniyor mu?
Büyük bir diaspora yaşayan Adığeler arasında, ne yazık ki bunların yanıtlarını araştırıp doğru ve bilimsel cevaplar vermek için böylesine bir imkan yoktur. Tarihi araştırma ve yaşatmada güçlük çekilmektedir. Özel olarak engelleme ve asimilasyon bunda etkilidir. Bu konu üzerine yazılanlar ve üretilenler anadille yazılmıyor bir sefer. Elbette Adığelerin köklü bir tarihi mevcuttur. Ve görkemli bir geçmişleri vardır. Ancak geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmak diasporada zordur. Anavatanda da kültürü araştırma ve yaşatma imkanı bilinen tarihsel haksızlıklardan dolayı zordur. Tarih bu konuda adil davranmamıştır. Bütün olumsuz duruma karşın yinede pek çok araştırma ve inceleme mevcuttur. Bunların pek çoğunun bilimsellikleri tartışılabilir. Her geçen gün konu üzerine daha bilimsel ve derin çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuları ele alacakların teşvik edilmeleri ve cesaretle desteklenmeleri gerekir.