CİRCASSİAN DİASPORA

Kuzey Kafkaslar. Kıtaların ve medeniyetlerin buluşma noktası. Halklar mozaiği, geçmiş ve şimdiki büyük güçlerin satranç tahtası.
Site Haritası Iletisim Anasayfam Yap

Rastgele Haber

Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve Şeyh Şamil

Ruslarla Çeçenler arasındaki ilişkinin bu merkezde cereyan etmekte olduğu bir dönemde İmam Şamil dev...Devamı..

Top 10 Muzik

Son Yorumlar

Gönderen:
Konu: Adigece (Çerkesce) – Türkçe Sözlük
Gönderen: misafir
Konu: Osman Çelik
Gönderen:
Konu: Adige Sülale Armaları-3
Gönderen:
Konu: Çerkesya'dan Savaş Mektupları
Gönderen:
Konu: Adige Sülale Armaları-3
SoftNull

Etiket Bulutu

Görüntülemek içinFlash Player 9 yüklemelisiniz..

Tüm etiketler

Kimler Online

Şu An Çevrimiçi Olanlar:
Üye: 0
Yok.

Arama Motorları: 3
YahooGooglebot
Yandex

Ziyaretçi: 6
Toplam: 9

Çevrimiçi Olan Son Üyeler:
Son 20 Üye: 20
abrek2000 ayana
CHETEJ güler
ibrahim ballı JANEPŞAŞE
marsan merve MEZIHA
moran muhammedali
orbaz samisönmez
sextizer sibelari
sinef timaf07
tzabal vikcy
zehrad Zonguros

CD®

Site Hits

CD'de Bugun: 1034
Bu Hafta.....: 15310
Bu Ay.........: 8804
Bu Yil.........: 650932
Toplam.......: 919287
En Cok: 9279 17.09.2009 Tarihinde

Kullanici Paneli

Multi Sözlük

Anket


Destekliyorum
Desteklemiyorum
Hiç Duymadım
Duydum ama ne olduğunu bilmiyorum


CD Mail Grubu

fk 1864

FK 1864

Olimpik Soykırım

No Sochi 2014

Site Bilgi

YazarYazar: orbaz | Eklenme tarihiEklenme: 21 Ağustos 2010 |

Tarihin en büyük felaketlerinden biri ile yüz yüze kalan kardeş ülke Pakistan'daki 5 milyon afetzede çok zor şarlarda hayata tutunmaya çalışıyor. Şimdi Pakistan'a yardım zamanı...Şimdi Pakistan'a yardım zamanı

YazarYazar: orbaz | Eklenme tarihiEklenme: 23 Temmuz 2010 |

Bektaşağa Köyü (Jajiy Hable)

ÇERKESLERIN SINOP- BEKTAŞAĞA'YA GÖÇÜN TARİHÇESİ
Bektaşağa Köyü - Sinop/Merkez

Asıl vatanlarının Kafkasya olduğunu bilen Çerkesler kendilerine Adığe derler. Çerkes adının muhtemelen İngilizce “ Sircas: Efendi kas” tan geliyor olabileceği söylenir. Bektaşağa’lılar Kafkasya’nın en eski kavmi olan Adığe’lerin Abzah boyundan olup, Kafkasya’nın kuzey yamacındaki ve Kuban nehrinin kolu olan, İ. Berkok’un kitabındaki Psıj çayı dolaylarından Bektaşağa’ya göç etmişlerdir. Asıl vatanlarından sürgün 1850’li yıllarda başlamıştır. Asıl vatanları dışında Türkiye, Ürdün, Suriye, İsrail, Libya ve Yugoslavya gibi ülkelere dağılmış durumdadırlar. Kafkasya’nın Osmanlı etkisinde bulunduğu dönemde Mısır ve Hicaz bölgesine gidip dini eğitim alan Kafkasya kökenli çok sayıda insan vardı. Bu kişiler ülkelerine dönerek İslam kültürünün yaygınlaşmasına katkıda bulunuyorlardı.

Kategori: Kültür

Pshu

YazarYazar: zuhal_ | Eklenme tarihiEklenme: 4 Şubat 2010 |

Pshu (Rusça: Псху), 1864 yılına değin Çerkesya'da yaşamış bir Abaza (Abazin) dağ topluluğu. Karadeniz'e dökülen Bzıb Irmağının yukarı bölümünde yaşıyorlardı. Pshular, Aibga ve Ahçipsovlar gibi, Cigetlerin bir kolu sayılıyorlardı. Mayıs 1864 başlarında, üstün Rus birlikleri karşısında topraklarını terk etmek ve Adıge sürgünü kapsamında Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmışlardır.

1864'te Osmanlı topraklarına sürülme biçiminde gönderilen Pshuların 4 bin dolayında olduğu sanılmaktadır. Pshu nüfusundan boşaltılan yöre bir süre boş tutulduktan sonra, 1867'de Grek (Rum) yerleşimine tahsis edildi, ancak 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Grek (Rum) yerleşimciler de Osmanlı topraklarına sürüldüler ve Rumların yerini, devletçe korunan ve desteklenen Rus yerleşimciler aldılar.

YazarYazar: zuhal_ | Eklenme tarihiEklenme: 28 Aralık 2009 |

Osman Çelik1864 sürgününde Kuzey Kafkasya’dan Anadolu'ya yerleşen Hakhurat sülalesine mensup olarak 1934’te Afyon’a bağlı Yapağlı Köyü’nde doğdu. 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'ni bitirerek çeşitli yerlerde görev aldı. Orman Genel Müdür Yardımcılığı ve Orman Köy İşleri Genel Müdürlüğü yaptı. Öğrencilik yıllarından itibaren cemiyet ve yazı faaliyetlerine başladı. İstanbul’daki "Kafkas Kültür Derneği", "Kuzey Kafkasyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği", "Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı" ve Ankara’daki "Kuzey Kafkasya Kültür Derneği", “Birleşik Kafkasya Konseyi Derneği”nin çalışmalarına iştirak etti. Kuzey Kafkasya diasporasının en etkin kişiliklerinden biri olarak Birleşik Kafkasya, Kuzey Kafkasya Kültür Dergisi, Kafkasya Kültürel Dergi gibi yayın organlarında makale ve hikayelerini yayınladı. 25 Şubat 2003 Salı günü tedavi gördüğü Gazi Üniversitesi Hastanesi'nde yaşamını yitirdi ve 26 Şubat 2003’te Ankara Kocatepe Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Yapağlı Köyü’nde defnedildi.

YazarYazar: orbaz | Eklenme tarihiEklenme: 25 Kasım 2009 |

144 yıllık büyük hüzün
Yüz yıllarca savaşlara ve saldırılara maruz kalan Kafkas halkı, 144 yıl önce topraklarını terk ederek Osmanlı’ya sığındı. Onlar şimdi Türkiye’de mutlu ama, yine de “Ah vatanım” diyor.

TERCÜMAN, sürgün ve soykırımlarla büyük acılar çekmiş insanların vatanı olan “Kafkasya” dosyasını açıyor. Türkiye’de Kafkasya ile ilgili etnik adlandırmalar hala tam olarak yerine oturmuş değil. Kafkasya ile ilgili adlandırma sorununun çözümü için uzmanlar, “Dil sorunu olmaktan öte, bir tanımlama sorunu olan terminolojinin tartışılması ve ortak bir fikrin oluşması gerekir” görüşünde birleşiyor.

Büyük sürgün
Kaf Dağı, insanlık tarihinin en eski, en köklü, en bilinen coğrafyası, hemen tüm dünya dillerinde, tüm dünya masallarında, destanlarında yer alan bu coğrafya, Çerkes halklarının anayurdudur. Bu topraklar bundan 144 yıl önce tarihte eşi benzeri görülmemiş bir sürgüne mecbur bırakıldılar. Bu büyük sürgünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen, Çerkeslerin gözü de gönlü de hala Kaf Dağı’nın ardındadır. Anavatandan ayrılmalar 1856 yılından itibaren başladı Çerkesler için... 21 Mayıs 1865 tarihinden sonra ise daha da şiddetlendi. Kafkaslarda 1860’lı yıllarda 4 milyon olan Kafkaslı nüfusu, tarih 1897’yi gösterdiğinde 1 milyon 660 bine kadar inmişti... Anayurtlarından kopmaya zorlanan Çerkesler, Çarlık Rusya’nın uyguladığı sömürgeleştirme ve sürgün politikalarına çok fazla direnemediler. Kafkas-Rus Savaşı sonrasında, Çar tarafından Çerkeslerin yüzde 80’i sürgüne tabi tutuldu ve anayurtlarını terk etmek zorunda bırakıldı.

YazarYazar: orbaz | Eklenme tarihiEklenme: 9 Kasım 2009 |

Bu günkü Türk Basınının temeli ve yeni cumhuriyetin sesi olan Anadolu Ajansının Şimali Kafkasya hükümeti tarafından Şark Cephesi kumandanı Kazım Karabekir Paşaya gönderilen 45 000 Liranın 8 000 lirası ile kurulduğunu...

Adigelerin kuzey Kafkasya için Uedışe (altın bahçe) ismini kullandıklarını, Uedışe olarak anılan bölgenin batıda Karadeniz, doğuda Hazar denizi, güneyde Terek nehri, kuzeyde ise don nehri ile çevrili bulunan bölge olduğunu ve bir zamanlar tüm bu toprakların adige vatanı olduğunu...

Ünlü Adige Ozanı Paş|e Beçmırze'nin 60 yaşındann sonra okuma yazma öğrendiğini ve kendi oluşturduğu arap harfli adige alfabesi ile eserlerini yazdığını...

Erzurum Kongresi'ne katılan delegelerden; Hüseyin Rauf Orbay(Abaza), Bekir Sami Kunduk (Asetin), Ibrahim Süreyya Yigit (Abaza), Muzaffer Kılıç(Abaza), Rize Delegesi Avukat Hakkı Bey (Abaza), Suşehri Delegesi Ismail Hakkı Bey(Çeçen), Bekir Kubat(Asetin), Osman Nuri Tufan(Dağıstanlı), olduğunu...


YazarYazar: orbaz | Eklenme tarihiEklenme: 31 Ekim 2009 |

APSUWA AJ'AJ'KUA
Abazaca Atasözleri ve Türkçe Anlamları

Axъaцla бзи пa бзи дыгьйызшaм.
İyi adama iyi evlat denk gelmez.
(Aķatza bzi pa bzi dıģyızş´am.)

Axъaцla йщa aцкlыcгьи йылaдз pыцla йтлaпlaпl.
Erkeğin gözyaşı, kanından daha değerlidir.
(Aķatza yşa atsk´ısģi yıladz rıtza yheap´ap´.)

YazarYazar: orbaz | Eklenme tarihiEklenme: 2 Ekim 2009 |

Adığe halkının, tarih özgürlüğünün değeri ve anlamı nedir? Yaşadığımız dünya neyi öğretti Adığelere? Adığelerin temel eğilimleri nelerdir? Geçmişte ve şu anda karşılaştıkları sorunlar neler olmuştur? Çözümleri nelerdir? Kimdirler, nereden gelip nereye gitmek ne yapmak istiyorlar? Eski ve yeni değerleri nelerdir? Adığe tarih bilinci yeterince biliniyor mu?

Büyük bir diaspora yaşayan Adığeler arasında, ne yazık ki bunların yanıtlarını araştırıp doğru ve bilimsel cevaplar vermek için böylesine bir imkan yoktur. Tarihi araştırma ve yaşatmada güçlük çekilmektedir. Özel olarak engelleme ve asimilasyon bunda etkilidir. Bu konu üzerine yazılanlar ve üretilenler anadille yazılmıyor bir sefer. Elbette Adığelerin köklü bir tarihi mevcuttur. Ve görkemli bir geçmişleri vardır. Ancak geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmak diasporada zordur. Anavatanda da kültürü araştırma ve yaşatma imkanı bilinen tarihsel haksızlıklardan dolayı zordur. Tarih bu konuda adil davranmamıştır. Bütün olumsuz duruma karşın yinede pek çok araştırma ve inceleme mevcuttur. Bunların pek çoğunun bilimsellikleri tartışılabilir. Her geçen gün konu üzerine daha bilimsel ve derin çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuları ele alacakların teşvik edilmeleri ve cesaretle desteklenmeleri gerekir.

YazarYazar: orbaz | Eklenme tarihiEklenme: 16 Temmuz 2009 |

Holomodor
Ukrayna Soykırımı (Holomodor)

Holodomor, Ukraynaca (Морити голодом) "açlıkla öldürmek" anlamına gelir.

Holodomor (Голодомор), ya da Ukrayna Kırımı, 1932–1933 arasında, o dönem Sovyetler Birliği'nde, şimdiki Ukrayna ve Rusya'nın Kuban bölgesinde suni olarak yaratılan kıtlık sebebiyle 5-10 milyon insanın yok olduğu olaylara verilen addır.


Sovyet arşivlerinin açılmaması yüzünden, ölü sayısını kesin olarak belirleyebilecek araştırmalar günümüze kadar hala yapılamamış olmasına rağmen, Ukrayna nüfusunun dörtte birinin o dönemde hayatını kaybettiği düşünülmektedir.

Holodomor'un sebeplerinden en önemlisi, Sovyet döneminin uygulamaya çalıştığı ekonomik ve sosyal politikalardır. Özellikte kooperatif tarım uygulamalarını kabul etmeyen Ukrayna köylüsü zorlamalar karşısında tarım üretiminden vazgeçerek, üretimi durdurmuştur. Durumun gidişatını önceden kestirebilecek olan dönemin yöneticileri, "anti-kolhoz" hareketin yayılmasını önlemek amacıyla, sorunu hafifletecek önlemler almaktan kaçınmış ve bir nevi bölgede diğer direnişçi köylülerce ibret alınabilecek bir olay çıkarmak istemiştir. Açlığın en tepeye ulaştığı dönemde dahi, Sovyet yönetimi, 1932'de 1,7 milyon ton, 1933'te 1,84 milyon ton tahıl ihraç etmiştir. Bölgede artan açlıktan kaçmak isteyenlerin başka bölgelere gitmesine engel olunarak, katliama seyirci kalınmıştır. O dönemde kıtlık haberleri mümkün olduğunca sansürlenerek dünyanın dikkatinden saklanmıştır.

YazarYazar: orbaz | Eklenme tarihiEklenme: 29 May 2009 |

Müthiş bir atlamayla düşmüştü son topçu atışı birkaç metre ileriye. O kör topçu onca isabetsiz atışın ardından şans eseri bu kez hedefi tutturmuştu ne yazık ki. Aslan bu isabetsiz atışları Allah’ın bir lütfü olarak görüyordu çünkü en az otuz yapmıştı aynı topçu ama hiçbirinde kendisinin yakınına yada siper arkadaşlarına isabet etmemişti ancak bu son atış birkaç metre ilerisine, günlerdir birlikte savunma yaptıkları arkadaşlarının üzerine düşmüştü. Orada iki arkadaşının yaralandığını görüp hemen yanlarına gitti. İlk ulaştığı arkadaşının bedeni derin yaralar almıştı ve daha müdahale edemeden arkadaşı şehit düşmüştü.hemen diğer arkadaşının yanına yöneldi Aslan. Diğer arkadaşı şanslı olsa gerek top mermisi düştüğünde mermiyle arasında şehit olan arkadaşı vardı ve onun sayesinde ölümden kurtulmuştu. Aslan yanına vardığında o çoktan toparlamaya başlamış ve kendini kontrol ediyordu. Aslında kendisinden ziyade silahının sağlam olup olmadığını kontrol ediyordu. Silahı bulur bulmaz hemen kaptı ve cephesini savunmak için yerine dönmeye yeltenmişti ki Aslan’ın şaşkın bakışını üzerinde hissettiği için ona dönüp;